Anksiyete (Kaygı) Bozuklukları
Yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluk, ayrılma kaygısı bozukluğu, sosyal fobi ve diğer fobiler (Korku bozuklukları).
Psikiyatri ve Psikoterapi
Psikiyatrik hastalıkların ilaçla tedavi ve takip süreçleri; bilişsel davranışçı terapi, cinsel terapi, travma ve ilişkili bozukluklar ise kişiye özel bir klinik planla ele alınır.
Ruh sağlığı yalnızca belirtileri ortadan kaldırmakla ilgili değildir. Bazen bir düşünceyi fark etmekle, bazen yıllardır taşınan bir taravmanın anlaşılmasıyla, bazen de kişinin kendisiyle daha sağlıklı bir ilişki kurmasıyla ilgilidir. Tedavi sürecini her bireyin ihtiyaçlarına göre, bilimsel temellerden ödün vermeden ve bütüncül bir bakış açısıyla ele alıyorum.
Hakkımda
2008 yılında Tekirdağ Fen Lisesi'nden mezun oldum. Tıp eğitimimi 2014 yılında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamladım. 2020 yılında İstanbul Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'nda psikiyatri uzmanlık eğitimimi bitirdim. Halen mesleki çalışmalarımı serbest psikiyatrist olarak sürdürmekteyim.
Türkiye Psikiyatri Derneği'nde Bilişsel Davranışçı Terapi eğitimimi, Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD)'nde Travma ve Travma Terapileri eğitimimi tamamladım. Şu an CETAD'ta Cinsellik, Cinsel İşlev Bozuklukları ve Cinsel Tedaviler eğitimime devam etmekteyim.
Klinik pratiğimde psikiyatrik hastalıkların ilaçla tedavi ve takip süreçlerini yürütüyorum. Psikoterapide bilişsel davranışçı terapi; cinsel işlev bozukluklarında cinsel terapi; travma ve ilişkili bozuklukların tedavisinde ise kişinin ihtiyacına göre şekillenen bütüncül bir yaklaşım uyguluyorum.
Psikiyatri pratiğinde beni en çok ilgilendiren şey, insanın yaşadıklarının ruhsal dünyasında nasıl bir karşılık bulduğunu anlamak. Aynı olayı yaşayan iki insanın bambaşka şekillerde etkilenebilmesi, yaşam öykümüzün bugün yaşadığımız güçlüklerle kurduğu ilişki ve değişimin nasıl mümkün olduğu soruları mesleki merakımın merkezinde yer alıyor.
Çalışma Alanlarım
Travma Terapisi
Travmatik yaşantılar, kişinin fiziksel veya ruhsal bütünlüğünü tehdit eden ya da tehdit altında hissetmesine neden olan olaylar sonucunda ortaya çıkar. Ancak benzer olayları yaşayan bireyler, yaşam öyküleri, ilişkileri ve sahip oldukları psikolojik kaynaklar nedeniyle birbirlerinden oldukça farklı şekillerde etkilenebilirler. Bu nedenle travmanın ruhsal etkilerini değerlendirirken yalnızca yaşanan olayın kendisine değil, kişinin bu yaşantıyı nasıl deneyimlediğine ve bugün yaşamını nasıl etkilediğine de birlikte bakmak gerekir.
Temel Yaklaşım
Anlamak tedavinin önemli bir parçasıdır.
Travmatik yaşantıların bugün yaşamımızdaki karşılığını anlamaya çalışmak, değişim için önemli bir başlangıç olabilir.
İhmal, duygusal-fiziksel veya cinsel istismar, bakım verenlerle yaşanan ilişkisel güçlükler ve erken dönem olumsuz yaşam deneyimleri
Kaza, afet, şiddet, kayıp, tıbbi travmalar ve kişinin fiziksel veya ruhsal bütünlüğünü tehdit eden yaşam olayları
Kaygı, yoğun suçluluk duyguları, duyguları düzenlemede güçlük,ilişkilerde tekrar eden güçlükler,bedensel belirtiler ve travma sonrası ruhsal belirtiler
Travmatik yaşantıların ruhsal etkileri her bireyde farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bu nedenle değerlendirme sürecinde yalnızca mevcut belirtiler değil; yaşam öyküsü, ilişkisel örüntüler, işlevsellik ve eşlik eden ruhsal güçlükler birlikte ele alınır.
Travmanın ruhsal etkilerine yönelik tedavi süreci, kişinin ihtiyaçlarına göre planlanmaktadır. Psikoterapötik yaklaşımlar ve gerektiğinde ilaç tedavisi, bilimsel temeller doğrultusunda bireye özgü olarak değerlendirilmektedir.
Tedavi sürecinde tek bir iyileşme tanımı yoktur. Her bireyin yaşam öyküsü, ihtiyaçları ve hedefleri farklıdır. Bu nedenle tedavi yaklaşımını, kişinin kendi yaşamında anlamlı ve sürdürülebilir değişimleri hedefleyecek şekilde, bütüncül bir bakış açısıyla ele almak önemlidir.
Ancak onların bugün ruhsal yaşamımızdaki karşılığını anlamak, tedavi sürecinin en önemli parçalarından biridir.
Bilişsel Davranışçı Terapi
Hayatın getirdiği zorluklarla mücadele ederken bazen kendimizi içinden çıkılmaz bir düşünce döngüsünün içinde bulabiliriz. BDT, etkinliği bilimsel araştırmalarla en çok kanıtlanmış, yapılandırılmış ve sonuç odaklı psikoterapi yöntemlerinden biridir.
Temel amacı; olayları algılama şeklimizin, hissettiğimiz duygular ve davranışlarımız üzerindeki güçlü etkisini fark etmeyi sağlamaktır. BDT'ye göre bizi zorlayan şey sadece başımıza gelen olaylar değil, bu olayları nasıl yorumladığımızdır. Terapi sürecinde işlevsel olmayan otomatik düşünce kalıpları birlikte ele alınır ve daha gerçekçi, esnek yaklaşımlar geliştirmek hedeflenir.
Temel Varsayım
Olayları olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görürüz.
BDT, değişim için motivasyonu olan ve terapi sürecine aktif katılım sağlamaya istekli bireylerde güçlü bir çalışma çerçevesi sunar.
Depresyon, kaygı bozuklukları, OKB, TSSB, öfke kontrolü, stres yönetimi, ilişki ve iletişim sorunları ile özsaygı düşüklüğü ve yas süreci gibi yaşam zorluklarında tek başına ve ilk sıra tedavi olarak kullanılabilir. Diğer hastalık ve durumlarda ise ilaç tedavisinin eksik kaldığı günlük problemleri çözmek adına tedaviye eklenebilir.
İlk görüşmelerde belirtiler, yaşam öyküsü ve zorlayıcı durumlar değerlendirilir. Terapi hedefleri birlikte belirlenir; seanslar belirli bir gündemle ve iş birliği içinde yürütülür.
Seanslarda edinilen farkındalık ve becerilerin günlük yaşamda denenmesi için düşünce günlükleri, yeni davranış denemeleri ve benzeri küçük uygulamalar planlanabilir.
Terapi Süreci
Seanslar genellikle haftada bir kez, 45-50 dakikalık buluşmalar şeklinde başlar. Süreç ilerledikçe ve siz kendi kendinizin terapisti olma becerisini kazandıkça, seans aralıkları iki haftada bire veya ayda bire doğru esnetilir.
BDT, doğası gereği kısa ve orta vadeli bir terapidir. Toplam süre; zorluğun niteliğine, şiddetine ve danışanın uygulamalara katılımına bağlı olarak kişiden kişiye değişiklik gösterir. Genellikle 8 ila 20 seans arası öngörülür.
Hedeflere ulaşıldığında, gelecekte benzer stresler karşısında uygulanabilecek "kendi kendinin terapisti olma" becerilerini pekiştirerek terapi sonlandırılır. Ancak kazanımların uzun vadede korunması ve olası nükslerin önlenmesi amacıyla, ilerleyen aylarda seyrek aralıklarla "izleme/kontrol" seansları organize edilebilir.
Unutmayın, terapi süreci bir yolculuktur ve bu yolculukta amacımız, karşılaştığınız zorluklarla başa çıkabilecek kalıcı psikolojik araçları kendi heybenize koymanızı sağlamaktır.
Cinsel Terapi
Toplumsal tabular, kulaktan dolma yanlış bilgiler ve performans kaygıları cinsel yaşamda karşılaşılan sorunların konuşulmasını ve çözüm aranmasını zorlaştırabilir. Cinsel terapi; duygusal, düşünsel ve davranışsal sorunları bilimsel kanıtlara dayalı bir psikoterapi süreci içinde ele alır.
Cinsel sorunların önemli bir kısmında yanlış inanışlar, kaygılar, stres ve partnerle iletişim sorunları gibi psikolojik etkenler rol oynayabilir. Süreçte bu dinamikleri anlamak ve sağlıklı, tatmin edici bir cinsel yaşama adım atmak hedeflenir.
Seans Sınırları
Terapi, tamamen konuşma odaklı yürütülür.
Cinsel terapide seans odasında hiçbir koşulda fiziksel temas, muayene veya pratik uygulama yapılmaz.
Cinsel terapi bireysel (eğer partner yoksa) olarak ya da partnerle birlikte yürütülebilir. Vajinismus, erken veya geç boşalma, sertleşme sorunları, cinsel isteksizlik, orgazm bozuklukları ve cinsel mitlerle çalışılır.
İlk seanslarda sorunun psikolojik ya da fiziksel kaynaklarını anlamak için ayrıntılı öykü alınır. Organik bir şüphe varsa üroloji veya jinekoloji değerlendirmesiyle multidisipliner yol izlenebilir.
Terapi Süreci
Anatomi ve cinsel fizyolojiyle ilgili doğru bilgilerin aktarılması, cinsel mitlerin ele alınması ve kaygıyı artıran yanlış inanışların çalışılması sürecin önemli parçalarındandır.
Cinsel terapinin başarısındaki en büyük anahtar seanslar arasında kendi mahremiyetinizle uygulayacağınız ödevlerdir bu ödevler (gevşeme, dokunma, kaygıyı azaltma egzersizleri gibi) tamamen sizin hızınıza ve hazır bulunuşluğunuza göre adım adım planlanır.
Cinsel terapiler genellikle yapılandırılmış ve kısa süreli programlardır. Sorunun niteliğine ve verilen ev egzersizlerinin uygulanma sürekliliğine bağlı olarak ortalama 6 ila 12 seans arasında kalıcı çözüme ulaşılması hedeflenir.
Cinsel sorunlar, doğru yaklaşımlarla çözümü en yüksek olan psikoterapi alanlarından biridir. Bu zorluğu tek başınıza omuzlamak yerine, profesyonel ve yargısız bir alanda destek almak yaşam kalitenizi ve ilişkilerinizi yeniden canlandıracaktır.